Çağdaş Bulgar Şiirine Hızlıca Bir Bakış

Превод: Çeviri Hüseyin Mevsim

4.87   (31 гласа)

Öncelikle, bu denemede, Çağdaş Bulgar şiirinden kastımızın, 1980’lerden günümüze değin yazılan metin ve kitapların olduğunu belirtmek isterim.

Son 30 yıla bakılınca, lirik kodları ve figürleriyle iki şair kuşağının güçlü bir şekilde belirginleştiği görülür.

Tarihsel ayrım, komünist rejimin 1989’un sonunda düşmesidir.

Birinci kuşağı; İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra bölünmüş Avrupa’nın simgesi olan nam-ı diğer Berlin Duvarı’nın büyük tarihsel metaforunu kullanarak Duvar Karşıtı Şairler diye adlandırabilirim. 

Bulgar şiirine Duvar’ın yıkılmasından sonra giren ikinci kuşağı ise, bir devlet sisteminin çöküşünden sonra gelen toplumsal, kültürel ve hatta fiziksel dağılmışlık duyusuna dayanarak Dağılış Şairleri olarak tanımlıyorum.     

Duvar Karşıtı Şairler kuşağının poetikasını, Bulgar şiirinde 19. yüzyıl sonunda Misăl [Düşünce] edebiyat topluluğu geleneğiyle başlayan ve şiirin nesnel optiğini bireyin iç dünyasının öznel yansımalarıyla ve Rus etkisini güçlü bir Alman diskuruyla değiştiren neoromantizme ikinci bir dönüş olarak tanımlayabilirim.  

1980’lerin Duvar Karşıtı Şairler kuşağı İki Savaş (Birinci ve İkinci Dünya) Arası Doğan Şairler de dediğimiz 1940’lı yıllar kuşağının bir anlamda yeni sürümüdür. 

Bunlar, metinleri büyük toplumsal dağılmaların siperinde gerçekleşen ve bu anlamda poetikaları adeta birkaç yıl içinde yoğun ve niteliksel gelişme gösteren şair kuşaklarıdır.

Belki de Duvar Karşıtı Şairler kuşağının en kalburüstü temsilcisi, yaşama erken veda eden ve şiirinde yitirilen kimlik, karşıt dünyanın simgesi olarak Duvar’ın yıkılmasının imkânsızlığı motiflerinin net bir şekilde öne çıktığı şair Georgi Rupçev’dir (1957-2001).

Rupçev, 18 yaşında öğrenciyken hayatını trajik bir şekilde noktalayan olağanüstü yetenekli Petya Dubarova’yla, 1970’lerin sonu ve 1980’lerin başında adeta patlayan Duvar Karşıtı Şairler kuşağının bir habercisi olarak ele alınabilir.

Dubarova’nın 1979’daki ölümü, Duvar Karşıtı Şairler kuşağının üzerine biyografik bir travma izi bırakır.

1980’ler kuşağı, komünizm yıllarında yazılan şiirin kapalı dünyasını kırmayı başarır; onu sadece sözsel ve figüratif olarak değil, ama coğrafi düzlemde de, önceki gelenekteki olduğu gibi doğum yerinin kısıtlı çevresinden çıkarır ve daha &ccedi

Сайтът PlovdivLit е творчески продукт на фондация „Пловдив ЛИК” и е обект на авторско право.
Поставянето на хипервръзки към сайта, към издания, рубрики и конкретни текстове в PlovdivLit е свободно.

© PlovdivLit 2022